Geleneksel San`atımız: EBRU
Kitreli yoğun su üzerine özel hazırlanmış, ödlü (hayvanlarda ciğere yapışık sıvı) boyalarla resim yapma ve bunu kağıda aktarma sanatıdır. Tekneye düşen herbir damla boya ruhumuzdan, benliğimizden gelir sanki her damla düşüşünde yayılır şekiller oluşturur. Hazırlık aşaması vakit alıcı ama eser meydana getirme safhası bir o kadar da kısadır.
Farsça "ebr" kelimesinden (bulut, bulutumsu) gelmiştir. Türkçe`de değişerek "ebru" halini almıştır. Ebru, bazı kaynaklara göre ise Türkistan’daki Buhara kentinde doğup İpek Yolu`yla Osmanlılara geçmiştir. Ebru sanatına Türkler büyük emek vermiş ve bugünkü değerine kavuşmasını sağlamışlardır. Avrupalılar Ebru’ya "marbling paper", derler.
Osmanlılarda ; önemli belgelerdeki kayıpları anlamak için kitap kenarlarına, tezhip ve hat’ta kenarlık olarak kullanılan Ebru`nun batı ülkelerinde de değeri arttıkça tablo olarak kullanılmaya başlanmış şimdilerde ise nadide birer sanat eseri olarak duvarları süslemektedir. Ayrıca kumaşa, cama, toprak süs eşyalarına, ahşaba yapılarak kullanım alanı arttırılmış ve hayatımıza daha çok girmiştir. Görsel zerafetinin yanısıra terapi özelliği de bulunduğu hem meraklıları için hemde tarihte ve şimdi de bazı merkezlerde tedavi amaçlı kullanıldığı bir gerçektir.
Ebru Sanatı`nda Kullanılan Malzemeler
Malzemeler : Ahşap yada çelik tekne, sığır ödü, oksit ve toprak boya, kitre (geven, denizkadayıfı,salep, vb.), damıtılmış su, biz(şekil yapmak için metal çubuk), fırça(at kılı ve gül dalından), destiseng (boya ezmek için kullanılan şekilli mermer ), boya ezimi için geniş mermer, boyaları koymak için ana kap ve ödlü boyaları koymak için küçük kaplar ve kağıt
Ana Renkler : Beyaz, siyah, sarı, İstanbul Çamlıca toprağı, aşı boyası, kırmızı, çivid, lahor çividi ve kahverengi
Klasik Ebru Çeşitleri : Battal, Gelgit ve Şal, Bülbül Yuvası, Taraklı, Neftli, Somaki, Hatip, Çiçekli, Koltuk, Hafif, Yazılı, Akkase, Kumlu.
Modern Ebru Çeşitleri : Fantezi, Kedi gözü, İspanyol Ebrusu (dalgalı) Buket,Taş Serpmeli.
Ünlü Ebrucular : Hatip Mehmed Efendi (18.y.y), Şeyh Sadık Efendi, Ethem Efendi, Sami Efendi. Bekir Efendi, Abdülkadir Efendi(19y.y), Bekir Efendi (20.y.y. başları), Necmettin Okyay, Mustafa Düzgünman, Timuçin Tanarslan, Alpaslan Babaoğlu, Fuad Başar, Sadrettin Özçimi, Sabri Mandıracı.
Bir Ebru Gönüllüsü: Ahmet AKGÜN
Son zamanlarda basında ve geleneksel sanat çevrelerinde ismini sıkça duyuran bir sanatçı Ahmet Akgün. Asıl mesleği olan Ankara Gölbaşı İlçe Emniyet Müdürlüğü ona dar gelmiş sanatın sınırsız ülkesinde at koşturuyor. Hocaları olan Timuçin Tanarslan ve Bahtiyar Hıra`dan öğrenmiş Ebru`yu. Görev aldığı Gölbaşı İlçe emniyetine yaptığımız ziyaret bizi daha da şaşırttı. Çünkü gittiğimiz yer bir kolluk kuvvetinin binasından çok adeta bir atölyeye dönüşmüş. Sert bakışlı ve sert mizaçlı bildiğimiz polis memur ve memureleri ustanın çırakları gibi sanatta erimişler, mütehassis olmuşlar.
Ahmet Akgün Ebru serüvenini sadece Ankara ve Gölbaşı insanına değil Türkiye`nin dörtbir tarafından misafir ettiği binlerce insana hatta yabancı emniyet kuvvetlerinden konuklarına ve her meslekten insana anlatmayı gaye edinmiş. Emniyet müdürlüğü binasında kurduğu atölyeden misafirler kendi yaptıkları basit düzeyde ebru tablosu ellerinde hediye edilmiş olarak sevinçle ayrılıyorlar. İlçe emniyeti de emin ellerde bu arada çünkü Ahmet Akgün müşahede ettiğimiz kadarıyla bihakkın görevini de ifa ediyor. Biz oradayken yeri geldiğinde suçluya acımadan görevini yerine getiriyor. Yani ebru görevini kendisini naifleştirebilmiş.
Amatör olarak başladığı bu işte profesyonellere taş çıkaracak bir başarıya da imza attı Ahmet Akgün. Geçtiğimiz aylarda Ankara Atakule Sergi Salonunda kişisel Ebru sergisi açan Akgün sergiden elde edilen geliri Emniyet`e bağışlayarak İlçe Emniyetine 2 adet araç alımını sağladı.
Ebru sevgisini sadece emniyet mensuplarına değil bölge halkına da aşılayan Akgün İlçe Halk Eğitim Merkezinde Ebru kurslarının başlatılmasına da önayak olmuş.
Haber: Ankara Turkmobilya.com
Mustafa Düzgünmanın Ebru Sanatı hakkında yazdığı şiir.
Ebrudaki görünen şu nukûşâta iyi bak, şuunât-ı ilâhîdir sıfatından ayan hak nakş-ı sun`un pertevinden hubb-u rahman âşikâr, rûyetullah sırrıdır bu müsemmâdır her varak.
Zan etme ki bu eşkâlin hâlikıyız senle ben, gafil olup şirke dalma bir fâildir iş gören, fırça, çanak, boya, tekne vâsıtadır bilmiş ol, hep suver-i ilmiyyedir mezâhirde görünen.
Türlü türlü şekillerle arz-ı dîdâr eyleyen, kitâb, levha, sâir eşya zeyn-i envâr eyleyen, şuh ve câzip hatlarıyla kalb-i insan zevkiyâb, saltanat-ı ebrûdur bu aşk-ı izhar eyleyen.
Onaltıncı yüzyılında turan ebru mebdei, orda zâhir olmuş amma burda bulmuş neş`eyi, yüce türkler ülkesinde kemâl bulmuş bu hüner, rabbim dâim hıfz eylesin ebrû yapan zümreyi.
Ebru demek ebir demek yâni gökteki bulut, ab-ı rû da tutar mânâ su yüzüdür et şuhût, bir kelâm-ı farisîdir ebrû insan kaşları, her tevcihe sezâdır kim mânâsı da pek velût.
Kadîm ecdât yâdigarı müzeyyen bir san`âttır, tabiatten mülhem olan bu nakışlar mir`âttir, sâni-i hak sun`undan hep kendi kendin seyreder nakış